Ana Sayfa 10. Sınıf Modülleri 11. ve 12 Sınıf Modülleri İletişim


 

KIZ MESLEK LİSESİ ÇOCUK GELİŞİMİ VE EĞİTİMİ BÖLÜMÜ
ÇOCUK RUH SAĞLIĞI MODÜLÜ

Çocuk gelişimi ve eğitiminde, erken çocukluk eğitimi ve özel eğitim önemli bir yer
tutar. Gelişen bilim, teknoloji ve kalabalık şehirler günümüz insanının ruh sağlığını olumsuz yönde etkilerken annenin çalışması, ekonomik yetersizlikler, kontrolsüz gelişen kitle iletişim araçları da ruh sağlığını tehdit eder duruma gelmektedir.
Çocuklarımız toplumun güvencesidir. Bundan dolayı onların ruh ve beden sağlığı
bizim için çok önemlidir. Biz yetişkinlerin bilinçsizce ve sorumsuzca yaptığımız en küçük
bir hatalı davranış çocukları ömür boyu hasta kişilikli yapabilir. Toplum içinde bu kişiler her zaman sorun olabilirler.
Çocukla onu yetiştiren arasındaki ilişkinin çocuğun gelişimindeki rolü büyüktür.
Onları saldırgan ve mutsuz kişiler olarak değil, olumlu, geleceğe umutla bakan, sağlıklı ve
üretken kişiler olarak yetiştirmemiz gerekir. Unutmamalıyız ki; ilk adım toplumun en küçük
birimi olan ailede atılmaktadır. Ailede ruh sağlığı iyi olan bireyler yetiştiği oranda, sağlıklı
toplumlara sahip olabiliriz.
Bu modülde; çocuk ruh sağlığının önemini ve bireylerin kişiliğini tanıyarak çocuklara
etkili olarak yardım edebileceksiniz. Çocuk ruh sağlığının önemini, bireylerin kişiliğini
tanıyabilmek için yeni bilgi ve beceriler kazanacaksınız.

 

ÖĞRENME FAALİYETİ–1 ........................................................................................3
1.RUH SAĞLIĞINA GİRİŞ ........................................................................................3
1.1.Ruh Sağlığı .........................................................................................................3
1.2.Ruh Sağlığının Tanımı ve Ruh Sağlığı Bilgisinin Önemi....................................4
1.3. Çocuk Ruh Sağlığının Önemi ...........................................................................8
UYGULAMA FAALİYETİ...................................................................................12
ÖLÇME VE DEĞERLENDİRME.........................................................................14
ÖĞRENME FAALİYETİ–2 ......................................................................................15
2. KİŞİLİK .................................................................................................................15
2.1. Kişilikle İlgili Temel Kavramlar .....................................................................15
2.1.1. Kişilik.......................................................................................................15
2.1.2.Karakter.....................................................................................................17
2.1.3.Mizaç.........................................................................................................17
2.1.4. İhtiyaç.......................................................................................................18
2.2. Kişiliği Etkileyen Etmenler.............................................................................22
2.2.1. Biyolojik Etmenler ...................................................................................22
2.2.2. Çevre ........................................................................................................27
UYGULAMA FAALİYETİ...................................................................................30
ÖLÇME VE DEĞERLENDİRME.........................................................................32
MODÜL DEĞERLENDİRME..................................................................................34
CEVAP ANAHTARLARI.........................................................................................35
KAYNAKÇA.............................................................................................................36

Çocuk Ruh Sağlığı
İnsanoğlu hayatı boyunca büyük küçük pek çok sorunla karşılaşır ve bu sorunları çöze
çöze olgunlaşır. Günlük hayatta kendi istek ve eğilimleri ile çelişen sayısız engelle karşılaşır. Bu engelleri aşmak için kimi zaman çevresiyle, kimi zaman da kendi kendisiyle çatışmaya girer, bocalar. Zorlukları yendikçe güçlenir. Güçsüz ve yetersiz kaldığında başarabildiğiyle yetinir.

Ruh sağlığı yerinde olan bir insan için bu zorluklar aşılabilirken ruh sağlığı iyi
olmayan ya da olaylardan etkilenip sağlığı bozulan kişi, gerçeği iyi değerlendiremez.
Tepkileri duruma uygunluk göstermez. Sorunları çözeyim derken daha çok büyütür.
Bunalımsız ve kaygısız bir hayat düşünülemez. Ruh sağlığı iyi olan bir insanın da her
zaman mutlu olduğunu söylemek doğru olmaz. Üzüldüğü, kendini kötü hissettiği olaylar
mutlaka olacaktır. Fakat dayanma gücü ve esnekliği nedeniyle zor dönemlerden en az yara alarak çıkabilir.

Ruh Sağlığının Tanımı ve Ruh Sağlığı Bilgisinin Önemi
Ruh sağlığını tanımlayabilmek için öncelikle sağlığın tanımını yapmak gerekir.
Sağlık, insanın en değerli hazinesidir. Başarı, para, iyi bir kariyer kısacası hayattaki bütün
istenilen şeyler eğer insanın sağlığı yerinde ise anlamlı olur. Sağlığını kaybetmiş bir insan için para, başarı ne kadar mutluluk getirir ki?
Dünya sağlık örgütünün sağlık tanımında bedensel, ruhsal ve sosyal yönden tam bir
iyilikten söz edilmektedir.
Ruh sağlığı ise; “Kişinin kendisiyle ve çevresiyle sürekli denge ve uyum içinde
olmasıdır.” şeklinde açıklanabilir.
Halil Cibran’ın bir öyküsü dengenin önemini şöyle dile getirmektedir:
Ülkenin birinde bilge bir kral varmış. Ülkesinde herkesin mutlu yaşadığı bu bilge
krala, bir gün kötü bir haber iletmişler. Krala düşman olan bir büyücü, ülkenin bütün su
kaynaklarına ve kuyularına büyülü su katmış. Sudan içen herkes bir bir delirmiş. Kısa sürede kral ve yöneticilerden başka ülkede dengeli tek kişi kalmamış. Çok geçmeden deliren halk, kralın iyi yönetimine baş kaldırmış. Bunu gören kral o büyülü sudan getirtmiş. Hem kendi içmiş hem de yöneticilere içirtmiş. Böylece o ülkede yönetenlerle yönetilenler arasındaki denge yeniden kurulmuş.

Ruh sağlığı yerinde olan bir insanda aranacak özellikler şunlar olabilir:

 Kişinin kendi kendisiyle uyumlu olması her şeyden önce gereksiz ve uzun süren
kaygılardan, kuruntu ve kuşkulardan uzak olmasına bağlıdır. Günlük kaygılar ve
üzüntüler her sağlıklı insanda vardır ve ruhsal uyumsuzluk belirtisi sayılmaz.
Fakat nedeni belli olmayan ya da uzun süren kaygılar, kuruntular ruhsal
dengenin bozulduğunun belirtisi olabilir.
 Kişi, içinde yaşadığı yakın ve uzak çevrede ilişkiler kurup bu ilişkileri devam
ettirebilmelidir. Ailesi, akrabaları ve iş yaşamındaki kişilerin dışında
arkadaşlıklar da kurabilmeli ve bu ilişkileri devam ettirebilmelidir.
 İnsanlarla geçinme ve iş birliği yapmanın ötesinde, sevgiye ve saygıya dayalı
bağlar kurabilmelidir. Karşı cinsle de sevgiye dayalı ilişkilere yönelmeli, eş
seçmede kendi başına sorumluluk alabilmelidir.
 Kişinin kendine güveni olmalıdır. Davranışlarını ve yeteneklerini gerçekçi
olarak tartabilmelidir. Kendini başkalarının gözüyle de görebilmelidir.
Yetenekleriyle orantısız bir üstünlük ya da aşağılık duygusu içinde olmamalıdır.
 Kişi toplumda bir yeri ve görevi olduğu duygusunu edinmiş olmalıdır.
Yeteneklerini geliştirmeli, verimli işlere yöneltebilmeli, çalışmalarından ve
başarısından zevk almalıdır.
 Kişinin geleceğe yönelik planları olmalı, bunları gerçekleştirmek için de
gerçekçi bir yol izlemelidir. Gerçekleştiremediği isteklerini de başka yollardan
doyum sağlamaya çalışmalıdır.
 Kişinin karşılaştığı zor durumlarda başvuracağı bir yedek gücü olmalı ve yeni
durumlara uyma esnekliği gösterebilmelidir. Başarısızlıktan yılmamalı, zorlukla
karşılaşınca kendini bırakmamalıdır. Geleceğe dönük umudu ve savaşım gücü
ile karşılaştığı engelleri yenmeye çalışmalıdır.
 Kendi başına kararlar alıp uygulayabilmeli, kararlarının sorumluluğunu
taşıyabilmeli ve sonuçlarına katlanabilmelidir. Başarısızlıktan ders almalı,
başarısızlık nedenlerini başkalarına yüklememeli, kendini eleştirebilmelidir.
 Kişinin yaşadığı toplumla ters düşmeyen, inandığı değerleri ve inançları
olmalıdır. Bunun yanı sıra birey yeniliklere de açık, ön yargıdan uzak olmalıdır.
Başkalarının inanç ve görüşlerinde saygı duymalı, hoşgörülü olmalıdır.
 Kişinin, mesleği dışında eğlendirici, dinlendirici ve kişiyi geliştirici, spor, sanat
gibi uğraşları da olmalıdır.

Etkinlik:
Ruh sağlığı yerinde olan kişilerin özellikleri anlatılırken öğrencilerden beyin fırtınası
ile her madde için kendi yaşantılarından ya da çevrelerindeki insanlardan örnekler vererek
pekiştirme yapmaları istenir

Çocuk Ruh Sağlığının Önemi
Çocuk, kişiliğinin temelini oluşturan ilk ruhsal yapıyı 0-6 yaşlarında oluşturmaktadır.
Bu dönemden sonra ilk yaşantılarıyla birleştirip ruhsal yapısını tamamlayarak yaşamını
sürdürür. Çocuğun kendi başına bir fert olduğunu hissedip ilk izlenim ve yaşantılarını
kazandıracak ana-baba, daha sonra ailenin diğer bireyleridir. Günümüzde yapılan
araştırmalar göstermiştir ki, çocukla onu yetiştiren arasındaki ilişkinin çocuğun gelişiminde rolü büyüktür. Çocuğun anne-baba ile sağlıklı ilişkiler içinde geçireceği ilk yıllar, onun geleceğinin en önemli güvencesidir. Başta anne olmak üzere diğer aile bireyleri, olumlu ya da olumsuz etkileriyle çocuğu gelecekte yaşamını sürdürmeye aday olarak hazırlamakta ya da onun gelecekte mutsuzluğun temellerini atmaktadır.
Çocuk erişkin insanın küçük bir örneği değildir. Çocuğun sürekli gelişen ve değişen
bir birey olduğu göz önünde bulundurularak farklı yaşlarda farklı ruhsal özellikleri olduğu
bilinmelidir. Yani çocuğun ruh sağlığı açıklanırken onun gelişimsel özelliklerini de bilmek
gerekir. Örneğin, korku çocukluk çağında sıklıkla görülen ruhsal bir durumdur. Karanlıktan,öcüden korkan çocuk yadırganmaz ama bu korkuları yetişkin biri gösterdiğinde pek normal sayılmaz ya da iki yaşındaki bir çocuğun istediğini elde etmek için yere yatıp tepinmesi oçağ için normal görülürken yetişkin bir insanın bunu yapmasına nasıl bakılabilir? Bu nedenleçocuk davranışını yetişkin davranışına göre değerlendirmek yanlış olur.

Çocuk kendine özgü özellikler göstermekle kalmaz, hızlı ve şaşırtıcı değişmeler
gösterir. Üç yaşındaki bir çocuk ile beş yaşındaki bir çocuk gelişimsel özellikler yönünden
birbirine benzemez. Görülüyor ki, çocukta ruh sağlığının değerlendirilmesi, gelişim
dönemlerinde beliren ruhsal niteliklerin ayrıntıları ile bilinmesine bağlıdır.

Çocukların fiziksel sağlıklarının yanı sıra ruh sağlıklarının da normal sınırlar içinde
bulunması gelecekte sağlıklı bir toplumun oluşması anlamına gelir. Ruh sağlığı yerinde olan toplumda eğitimci ve yönetici kadrolarında çalışacak olan bu kişilerin ülkeyi daha iyi
yarınlara götürmeleri mümkün olabilir.
Ruh sağlığı normal olarak büyüyüp gelişen çocuklar, anne-baba olduklarında yine
“normal” diye tanımladığımız sınırlarda çocuklar yetiştirebilir.

Her çocuk ayrı bir dünyadır. Çocuk yetiştirmek ise en kutsal, en büyük, en zor, hayat
boyu devam ettirilmesi gereken en önemli sanattır. Gelecek açısından düşünüldüğünde bu konunun önemi her geçen gün daha iyi anlaşılmaktadır. Daha doğacak çocuk anne karnında iken anne- babaların kafasında birçok soru işareti oluşur. “Kız mı? Erkek mi? Sağlıklı doğup büyüyecek mi? Ailemizde ve günlük hayatımızda nasıl bir değişiklik olacak? İleride nasıl bir insan olacak? Okul başarısı iyi olacak mı? Nasıl bir meslek sahibi olacak? Hayatta başarılı olacak mı?” gibi sorularla çocuğu beklemeye koyulurlar.
Çocuk dünyaya geldiğinde çocukla anne arasındaki ilişkinin çocuğun gelişiminde rolü
büyüktür. Duygusal yönden sağlıklı bir anne için çocuk sahibi olmak normal bir durumdur.
Anne çocuğunu bir hediye alarak benimser. Problemli bir anne için ise çocuk; yeni bir
problem, bakım isteyen bir obje, bir sorumluluk veya bir ceza olarak kabul edilir. Bu yüzden bu tip anneler başlangıçta erken teşhis edilip tedavi edilirse, yetişmekte olan çocuğa yardım edilmiş olur.

KİŞİLİK
Kişilikle İlgili Temel Kavramlar
Kişilik

İnsanın başarılı ve mutlu olma yolundaki girişimleri söz konusu olunca akla ilk gelen
kavram “kişilik” tir. Kişiliğin yapısı ve gelişim koşulları bilinmedikçe insan ne kendisini ne
başkalarını tanıyabilir ne de hızla değişen ve gelişen ekonomik, toplumsal, kültürel
sorunlarına tutarlı çözümler bulabilir. Bireyin sorunlarının çözümü ancak kendisinin ve
başkalarının ne olduğunu, ne olmadığını bildiği oranda kolaylaşır.
Kişilik bireyi temsil eder. Yani insan olarak bedensel özelliklerimizi, yeteneklerimizi,
kusurlarımızı, ilgilerimizi, duygularımızı, coşkularımızı, düşüncelerimizi, tavır ve
davranışlarımızı anlatan bir kavramdır.
Bir insanın doğuştan getirdiği ve sonradan kazandığı niteliklerin tümüdür.

Karakter
Karakter, kişiye özgü davranışların bütünü olup insanın bedensel, duygusal ve zihinsel
etkinliğine çevrenin verdiği değerdir.
Bireyin karakteri, kişisel özellikleri ve içinde yaşadığı değer yargılarından oluşur.
Yani karakter içinde yaşanılan çevrenin toplumsal değerlerini ve ahlak kurallarını içerir. Bu
kuralları yerine getiren kişi karakterli olarak değerlendirilir.
Bunun tersi kötü huylu, yalancı ve bencil insanlar “ karaktersiz “ olarak adlandırılırlar.
Oysa iyi-kötü, güzel-çirkin, doğru-yanlış, olumlu-olumsuz gibi kavramlardır. Bu nedenler,
bu tür yakıştırmalar karakterleri tanımlamaya yetmez. Ahlak açısından olumlu, olumsuz gibi kavramlar toplumdan topluma değişen kavramlardır. Bu nedenle bu tür yakıştırmalar
karakteri tanımlamaz. Ahlak açısından bakıldığında karakter insanın içinde yaşadığı çevrede geçerli olan değer yargılarını ve ahlaki kurallarını kullanış biçimidir.
Karakter ilk yaşlarından itibaren aile, okul ve diğer sosyal çevre içinde geçirilen
sosyal yaşantılar sonucu gelişmeye ve biçimlenmeye başlar.
Çocukluk döneminde bireyin içinde bulunduğu olumsuz çevre koşulları, geçirilen
olumsuz yaşantılar, ruhsal çatışmalar ruhsal yapının bozulmasına neden olarak olumsuz
kişilik yapılarını ortaya çıkarır. Bu kişiler tüm yaşamları boyunca kendi iç dünyaları ve
çevresiyle çatışma içinde olduklarından toplumun değer yargılarına ve ahlak kurallarına ters düşen davranışlarda bulunurlar. İyi bir sosyal çevrede olumlu yaşantılar kazanarak yetişen bir bireyin ise düşünce ve duygular ile davranışları arasında bir uyum vardır. Dengeli olması onun dayanma gücü ve esnekliğini artırır ve zor dönemlerden en az yara alarak çıkar.

Mizaç

Mizaç, insanın duygusal hayal ve davranışsal özelliklerinin tümüdür. Bazı davranış
bilimcileri mizacı; duyguların çabuk uyanıp uyanmaması, sürekli olup olmaması, derin
duyulup duyulmaması olarak açıklamaktadır. Bu açıklamalar paralelinde mizacı, duygusal
denge durumunun özellikleri olarak tanımlayabiliriz.
İç salgı bezlerinin salgıladığı hormonlar, mizacı büyük ölçüde etkilemektedir.
Hormonların ruhsal çöküntü, huysuzluk, çabuk duygulanma, sevinç, üzüntü gibi durumlarda rol aldığı bilimsel olarak saptanmıştır. Mizaç, kişiliğin duygusal, devinimsel yönünü; karakter ise toplumsal yönünü oluşturur.

İhtiyaç

İnsanın gelişimi ve çevresiyle uyumsal bir ilişki kurabilmesi için gereken önemli
koşulların eksikliğinin duyulmasına ihtiyaç denir.
Örneğin açlık hâlinde mide kaslarının kuvvetli bir şekilde gerilip büzülmesi salya
salgılarının çoğalması vb. durumlarda ihtiyacın giderilmesi gerekir. Birey bunu sağlayacak
davranışlarda bulunmak zorunluluğu duyar.
İşte eksikliğin duyulmasına “ihtiyaç”, bu eksikliği gidermek için organizmada beliren
güce “dürtü”, organizmanın ihtiyacı gidermek için belli bir yönde etkinlik göstermesi
eğilimine de “güdü (motif)” adı verilir. Davranışı oluşturan bu süreç;
İhtiyaç→ dürtü→güdü→davranış şeklinde gösterilebilir.
Örneğin acıkan bir insanın yiyeceklere, susayan birinin ise suya yönelmesi ihtiyacı
gidermek için gösterilen davranışlardır.

İhtiyaçlar iki gruba ayrılır:

 Fizyolojik ihtiyaçlar
 Toplumsal (sosyal) ihtiyaçlar

Fizyolojik İhtiyaçlar

Yaşama, var olma ihtiyacına hizmet eder. Bunlar özellikle beden dokusunun canlı
kalması için gereken ihtiyaçlardan meydana gelir. Fizyolojik ihtiyaçlar evrenseldir. Yani
dünyanın her yerinde tüm insanların hayatının devamı için zorunlu olan ihtiyaçlardır. Açlık,
susuzluk, oksijen eksikliği, atık maddelerin dışarı atılması, dinlenme, uyuma, beden ısısını dengede tutmadır. Organizmanın canlı kalabilmesi için bu ihtiyaçların karşılanması şarttır.

Toplumsal (Sosyal) İhtiyaçlar
Yaşantılar sonucunda meydana gelir ve ileriki yaşlarda davranışları daha çok etkiler.
Toplumdan topluma değişme gösterir. İçinde yaşanılan toplumun içinde de biraz
değişim gösterir.

Toplumsal (sosyal) ihtiyaçlar aşağıdadır:

 Bağlılık ihtiyacı: Bu birine ya da bir gruba bağlanma, grubun bir parçası
olduğunu hissetme ihtiyacıdır. Bu güdünün açlık ihtiyacını anne tarafından
doyurulması sonucunda gelişmiş olması ihtimali öne sürülmektedir.

 Güvenlik içinde olma ihtiyacı: Sosyal güvenlik başkaları tarafından sevilmek,
beğenilmek arzusu olarak kendini gösterir. Sevilme isteği en kuvvetli
ihtiyaçlardan biridir. Özellikle küçük çocukların davranışlarında bu ihtiyacın
belirtileri daha açık görülür.

 Saygınlık ( itibar) kazanma ihtiyacı: Herkes toplumda değerli bir yer sahibi
başarılı ve üstün kişi olmak ister. Bu ihtiyacını çeşitli yollardan karşılamak ister.
Eksiklik kaygısı, küçük düşme duygusu insanı rahatsız eder. Mutsuz kılar.

Cinsellik: Cinsellik biyolojik bakımından cinsin devamını sağlayan bir ilgi,
sosyal bakımından da bir kişiyi diğer bir kişiye yönelten bir eğilimdir. Bu eğilim
hayvan ya da insan bütün canlılarda bulunur.

 Özgürlük ve özerklik ihtiyacı: İnsanlar küçük yaşlardan itibaren
davranışlarının engellenmesinden hoşlanmazlar.
Çocuklar başkaları tarafından hazırlanan kurallara uymak istemezler. Gençler de
kuralların kendileri tarafından yapılmasını isterler. Davranışlarının sınırlandırılmasını
hareketlerinin kısıtlanmasından hoşlanmazlar.
 Hazza varma: Etrafına zarar veren durumlardan kaçma, organizma için faydalı
şeylere yaklaşma eğilimi olur. Sıkıntılı insanlardan ve işlerden kaçmak, karşı
cinse yakınlık duymak, eğlencelerden hoşlanmak vb.

Saldırganlık ihtiyacı: Zararlı varlıklardan kendini koruma ihtiyacının bir
belirtisi olarak ya da başarı ve üstünlük ihtiyacının doyurulması sonucunda
meydana gelen bir eksiklik duygusundan ileri gelebileceği düşünülmektedir.

Etkinlik: Çıkış Bileti Oyunu

Öğretmen konunun sonunda her öğrenciye üç renk yapıştırmalı kâğıt dağıtır. Bu
kâğıtlardan kırmızı olanına duygularını, yeşil olanına düşüncelerini ve sarı olanına
önerilerini yazmalarını ister. Sonra tüm bu kâğıtları toplayarak geri bildirim olarak kullanır.

Kişiliği Etkileyen Etmenler
Her insanın başkalarına benzeyen özellikleri yanında kendine özgü nitelikleri de
vardır. Hiçbir insan tıpatıp bir başkasına benzemez. Tıpkı başkası gibi de davranamaz.
Bebek doğduğu anda belirli bir kişiliğe sahip değildir. Doğduktan sonra
yaşantılarından yararlanarak aşama aşama kendine özgü uyum biçimlerini benimsemeye başlar. Süt çocuklarında görülen ilk tepkiler kalıtsaldır. Altıncı aydan sonra fiziksel ve sosyal tepkilerde ayırt edici nitelikler belirlemeye başlar.
Yaşamın ilk yıllarında kazanılan bu kişiye özgü nitelikler yaşam boyu kalıcı özelliğe
sahiptir. Ancak zaman zaman toplumsal değişimler, hastalıklar, kazalar, doğal afetler gibi
durumlarda bazı kişilik özelliklerinde önemli değişmeler meydana gelebilir. İlk yıllarda çok
çabuk değişebilen kişilik özellikleri, yetişkinlik çağında daha yavaş değişmeye başlar. Orta yaş ve yaşlılıkta ise bu bedensel, zihinsel, duygusal, cinsel ve sosyal tüm gelişmelerin ortak bir ürünüdür. Kişilik biyolojik ve sosyal iki etmen sonucunda oluşmaktadır.

Troit Salgı Bezi
Boğazın ön kısmında gırtlağın iki yanında bulunan at nalı biçiminde birbirine bağlı iki
parçadan oluşmuş bir bezdir. Doğumdan önce gelişmeye başlar ve ergenlikte tam hacmine ulaşır. Salgısına trioksin adı verilir. Bu hormon kemik ve kasların gelişiminde sinir sisteminin çalışmasında, kan dolaşımında, derinin sağlığının korunmasında, beslenme düzeniüzerinde, zihinsel etkinlik ve huylar üzerinde etkilidir.
Bu bezin yetersiz çalışması zihinsel yetersizlik, kas zayıflaması, derinin buruşması,
lekelerin oluşması, boyun ve omuzlarda yağ bezlerinin oluşmasıyla ortaya çıkan bedensel
geriliğe neden olur. Bedensel gerilik olarak nitelendirilen bu hastalığa kretenizm adı verilir.
Bezin fazla çalışması ise nabız artışına, çarpıntılara, aşırı heyecana ve çabuk
sinirlenmeye yol açar.
Troit bezi fazla çalışan çocuklar, aşırı duyarlı ve korkak olur. Yeterli uyumadıkları
için zayıf düşerler. Troit bezinin salgısının yetersizliği ile fazlalığının değişik ölçülerde
birleşmesi sonucu kararsız, dengesiz kişilik tipleri ortaya çıkar. Bu bez hipofiz ve cinsel salgı bezlerinin hormonlarıyla birlikte cinsel organların gelişmesini de etkiler. Düzensiz çalışması erken yaşlarda tespit edildiğinde tedavisi mümkündür.

 Cinsel Salgı Bezleri
Ergenlik çağına doğru çalışmaya başlayan bu bezler, cinsel yaşamın düzenli olmasını
sağlar. Bu bezlerin yetersiz çalışması anormal cinsel davranışların ortaya çıkmasına neden olur.
 Böbrek Üstü Salgı Bezleri
Böbreklerin üzerinde bulunur. Salgılarına adrenalin adı verilir. Doğum öncesinde
gelişmeye başlar. Doğumdan sonra ilk birkaç yıl içinde gelişimlerini tamamlar.

Çıkardıkları hormonlar büyümeyi, kan dolaşımını ve kan basıncını düzenler. Duygusal
yaşam üzerinde önemli etkileri vardır. Kızgınlık, korku ve kaygı gibi duygular adrenalinin
fazla çalışmasına neden olur. Bu bezlerin aşırı çalışması kan damarlarının daralmasına,
göğüs kaslarının gevşemesine, yüzde sivilcelerin artmasına neden olmaktadır.
Yetersiz çalışmasında ise, tansiyonda düşme, ruhsal çöküntü, çabuk yorulma,
sinirlenme ve kaygının artması gibi durumlar

ÇOCUK GELİŞİMİ VE EĞİTİMİ SİTESİ ARADIĞINI BULMANIN EN KOLAY YOLU

Çocuk Kadın Aile Eğitim Sağlık

MEGEP MODÜL SİPARİŞLERİNİZ İÇİN
TEL .: 0 505 461 34 34

ETİKETLER : MEGEP , MODÜL , ÇOCUK GELİŞİMİ, RUH SAĞLIĞI, KIZ MESLEK LİSESİ


devamı için tıklayınız

Bakanlığın genelgesine göre okullara gelen ödenekten faydalanabilirsiniz. Bu tutar yetmediği takdirde geriye kalan tutarı yine açıklanmış olan genelgeye uygun olarak okul aile birliğinden temin edebilirsiniz.

MEGEP MODÜL SİPARİŞLERİNİZ İÇİN TELEFON NUMARAMIZ .: 0 505 461 34 34


I Ana Sayfa I 10.Sınıf Modülleri I 11. ve 12. Sınıf Modülleri I İletişim I
 
Design by MT